30 Ocak 2012 Pazartesi

Mantı

Herkese merhaba...

Bu gün sizlere mutfaklarımızın vaz geçilmezi mantıyla geliyorum. Dün rahmetli anneannemin ölüm yıl dönümüydü, nur içine yatsın. Onun yaptığı mantıyı hayatım boyunca ne yapabildim, ne de bir başkasının elinden yedim. Biz küçükken ne zaman istesek hiç üşenmez hemen yapardı. Elinin lezzetinden mi, içine kattığı sevgisinden mi bilmem ama o tadı bulmak imkansız!

Ben de dün hem helvasını kardım, duasını ettim kendimce hem de ruhuna değsin diye mantı yapayım dedim. Mantıyı bu gün vereceğim tarif gibi de yapabilirsiniz ya da aynı malzemelerle çarşıda satılan bohça tipinde de. Normalde bizim ev halkı salça sos ister ama dedim ya bu anneannemin ruhuna, onun sevdiği gibi. Mekanı cennet olur inşallah...


Malzemeler (4 kişilik)

Hamuru için;
2 yumurta
1,5 büyük çay bardağı (Aida) ile su
Aldığı kadar un
Tuz

İçi İçin;
200-220 gr kıyma
1 adet soğan
Tuz

Üzeri İçin,
Yoğurt
Sarımsak
Tereyağı
Toz kırmızı biber

Bir karıştırma kabına yumurtamızı kırıyoruz. Üzerine büyük boy çay bardakları ile 1 bardak su ekliyoruz. Tuzunu da koyup aldığı kadar un ekliyoruz. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur haline gelince üzerine nemli bir bez örtüp yarım saat dinlenmeye bırakıyoruz.

Bu sırada iç malzememizi hazırlamak için soğanımızı çok ince kıyıyoruz. Kıyma ve tuzla karıştırıp, harmanlıyoruz.

Dinlenen hamurumuzu tezgaha un serperek açıyoruz. Resimdeki gibi kare kare kesip içlerine et koyuyoruz. Ben üçgen şekilde kapattım, dilerseniz bohça şeklinde de kapatabilirsiniz.


Bu sırada geniş bir tencerede su kaynatıyoruz. Tencerenin büyük olması mantılarımızın pişerken sıkışıp yapışmaması için önemli.

Kaynayan suya hazır olan mantılarımızı atıyoruz. Mantıları suya atınca kaynaması durur. Altını kısmadan ve kapağını kapamadan pişmeye bırakıyoruz. Su tekrar kaynamaya başladığı zaman üzerinde beyaz köpük oluşur. İşte o köpük kesilene kadar pişiriyoruz. Köpük tamamen bitince mantımız hazır demektir.

Mantımız pişerken bir tarafta sarımsaklı yoğurdumuzu hazırlıyoruz. Diğer bir tarafta ise bir tavada tereyağımızı eritip üzerine kırmızı toz biber döküp altını kapatıyoruz.

Servis yapmak için bir kevgir yardımı ile mantımızı tabağa alıp, üzerine yoğurt ve yağ sosumuzdan döküyoruz. Dilerseniz üzerine kuru nane, pul biber veya sumak da dökerek tatlandırabilirsiniz.

Afiyetle...

27 Ocak 2012 Cuma

Beyaz Ankara!


Herkese merhaba...

Bu gün tarif yok :) Sizlere her seferinde Ankara bembeyaz diyip duruyorum. Gerçekten de bir aydan uzun bir zamandır Ankara'da kar kalkmadı. Ben de bu sabah sizlerle penceremin manzarasını paylaşmaya karar verdim.

Bu sabah saat 08:50 itibariyle penceremin diğer tarafı...









25 Ocak 2012 Çarşamba

Acılı Mantar Sote

Herkese merhaba...

Yine karlı bir Ankara günü! Bu kış gerçekten soğuk geçiyor buralarda. Bazı yıllar adam gibi kış olmaz ya, sanki bu sene acısını çıkarıyor. Ama ben seviyorum kışın kışlığını, yazın yazlığını yapmasını :)

Bu gün mantar severlere çok hızlı ve lezzetli bir tarifim var.


Malzemeler

300-400 gr mantar
1 yemek kaşığı tereyağı
Pul biber
Tuz

Mantarlarımızı iyice temizliyoruz. Bir tavada tereyağımızı eritip mantarları tavaya koyuyoruz. Yüksek ateşte pişirmeye başlıyoruz.

Mantarlar suyunu salınca pul biber ve tuzunu ekleyip pişirmeye devam ediyoruz. Suyunu çekince biraz daha kavurup servis yapabiliriz.

Hem çok basit hem de lezzetli bir meze.

Afiyetle...

23 Ocak 2012 Pazartesi

Dilimli Jöle Portakal

Herkese merhaba...

Bu gün sizlere 15 gün önce oğlumun doğum gününde hazırladığım eğlenceli tatlıların tarifini vermek istiyorum. Çocuklar bunlara bayıldı. Onlara sihirli geldi :) Doğum günümüze gelen oğlumun arkadaşları anneleri için tarif bile istedi :)


Malzemeler (32 dilim)

1 paket kırmızı renkli jöle
1 paket sarı renkli jöle
4 adet portakal
Her jöle paketi için 300ml kaynar su

Öncelikle portakalları yıkayıp ikiye bölüyoruz. Bir bıçak ve kaşık yardımıyla içlerini kabuklara zarar vermeden çıkarıyoruz.

Diğer tarafta su kaynatıyoruz. Normalde bir paket jöle için kutusunun üzerinde 500ml su ekleyin yazıyor. Ama biz bir paket jöleye 300ml su ekleyeceğiz.


300ml kaynamış suyu ölçerek alıp üzerine bir paket jölemizi döküp karıştırıyoruz. Kırmızı ve sarı renkli jöleleri ayrı ayrı yapıyoruz. Hızlı donan bir yapıya sahip olduğu için önce birini yapıp, kullanmanızı; sonra diğerine geçmenizi tavsiye ederim.

Hazır olan jölemizi portakalların içine tam tepesine kadar dolduruyoruz. Hazırladığımız jöle dolu portakallarımızı tamamen sertleşmesi için yaklaşık yarım saat buzlukta bekletiyoruz.


Tamamen sertleşen portakallarımızı aynı normal portakalı dilimler gibi dört parçaya keserek dilimliyor ve servis tabağına alıyoruz.


Hem çocukları hem büyükleri şaşırtan bu görüntü gerçekten çok eğlenceli :)

Afiyetle...


20 Ocak 2012 Cuma

Top Kabak Dolması

Herkese merhaba...

Ankara son 3 gündür dondurucu. Gece -17 oluyor, gündüz bile -8, -10 derece. Gerçekten çok soğuk günler, şu an Ege ve Akdeniz'de olanlara imreniyorum :))

Bu gün vereceğim tarif aslında hepinizin sıklıkla yaptığı dolma. Ama ben bu top şeklindeki kabakları çok şık buluyorum ve sizlerle de paylaşmak istedim.


Malzemeler

7-8 adet top kabak
1 büyük soğan
250 gr kıyma
2 kahve fincanı pirinç
1-2 adet domates
1 tatlı kaşığı salça
Tuz, karabiber

Kabaklarımızı yıkayıp, bir kabak oyucu ile içlerini çıkarıyoruz.
 
Soğanı küp küp doğruyoruz. Salça, domates ve kabakların içlerini de rondoda püre haline getiriyoruz. Bütün malzemeyi karıştırıyoruz. Dolma içinin hafif sulu olması daha güzel oluyor, bu yüzden eğer çok sertse avucunuzla biraz su ekleyip karıştırın.

Hazırladığımız iç ile top kabaklarımızın içini dolduruyoruz. Dolmalarımızı düdüklü tencereye ağızları yukarı bakacak şekilde dizip, tencereye bir su bardağı su da koyuyor ve kapağını kapatıyoruz.

Düdüklü tenceremiz ilk tısladığında düdüğünü kapıyor, ikinci tısladığında da altını kısıp 7 dakika pişiriyoruz. 7 dakika sonunda altını kapatıp, kapağı açmak için tenceremizin buharı tamamen boşalana kadar bekliyoruz.

Yanında yoğurtla servis yapabilirsiniz.
 
Afiyetle..
 
 

18 Ocak 2012 Çarşamba

Pazı Sarması

Herkese merhaba...

Pazıya ailecek bayılırız. Hatta ben her halini bayıla bayıla yerim. İşte sizlere hem sağlıklı, hem besleyici nefis bir pazı sarması :)

Malzemeler

1 demet pazı
1 büyük boy soğan
150 gr kıyma
Yarım su bardağı pirinç
1 tatlı kaşığı salça
Tuz, Karabiber

Üzeri için;
2-3 diş sarımsak
1 kase yoğurt
1 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı salça

Öncelikle pazılarımızı çok iyi yıkıyoruz. Ispanak kadar olmasa da çamurlu olabiliyorlar. Bu sırada bir tencerede su kaynatıyoruz. Suyumuz kaynayınca pazı yapraklarını saplarından tutarak kaynamakta olan suya batırıp 3-5 saniye bekletip çıkarıyoruz.


İç malzememizi hazırlamak için soğanımızı yemeklik doğruyoruz. Soğanı, kıymayı, pirinci, salçayı, tuz ve karabiberi bir kapta karıştırıyoruz. Biraz yumuşak olması için avucumuzla üzerine biraz su koyuyoruz.

Pazıların damarlı kısmı bize bakacak şekilde kesme tahtasına açıp, saplarını kalın kısmın sonuna kadar resimdeki gibi keserek çıkartıyoruz.

***Ayırdığımız sapları asla atmıyoruz :) Sapları küçük parçalar halinde kıyıp buzluğa koyun. Başa bir gün bunları tavada soğan ile kavurup, üzerine de yumurta kırarak harika bir yemek yapabilirsiniz.

Sapın çıktığı kısmı resimdeki gibi üst üste koyup etimizden bir parça koyuyoruz. Yanlarını da kapatıp içine alarak pazımızı sarıyor ve tencereye diziyoruz.




Üzerini kapatacak kadar su koyup, kapağını kapatıyor ve kaynatıyoruz. Bir taşım kaynadıktan sonra altını kısıp yaklaşık 30-40 dakika pişiriyoruz.

Diğer bir tarafta sarımsakları dövüp yoğurtla karıştırıyoruz. Ayrıca ufak bir tavada tereyağını eritip üzerine biraz sulandırdığımız salçayı da ekleyip 5-10 dakika pişiriyoruz.

Hazır olan pazılarımızı servis için tabağa aldığımızda üzerine sarımsaklı yoğurt ve biraz da salçalı sostan ekliyoruz.

Afiyetle...

16 Ocak 2012 Pazartesi

Yoğurtlu Maş Fasulyesi Çorbası

Herkese merhaba...

Bu gün sizlere farklı ama çok lezzetli, hem de çok besleyici bir çorbam var. Diyet yaparken çorbaların yeri gerçekten vazgeçilmez oluyor, bunu her seferinde söylüyorum. Sizi hem tok tutan, hemde içinizi ısıtan çorbaları sofranızdan eksik etmeyin. Bizim kültürümüzde yazın bile çorba içilir, hatta çorba içmeden doymayanlar bile vardır aranızda :))


Malzemeler

1 su bardağı maş fasulyesi
2 su bardağı yoğurt
1 avuç erişte
6 su bardağı su
Tuz

Maş fasulyesini çorbamızı yapmadan önce bir taşım haşlıyoruz ve haşladığımız suyu kullanmıyoruz. Maş fasulyesinin de aynı yeşil mercimek gibi kara suyunun gaz yapmaması için atılması gerekiyor.

Bir taşım haşlanan maş fasulyesini tencereye alıp üzerine su ilave ediyoruz. Maş fasulyeleri pişmeye yakın erişteleri ekliyoruz.

Erişteler piştikten sonra yoğurdu geniş bir kasede çırpıp, çorbanın suyundan ilave ederek ılıtıyoruz. Yoğurdu çorbanın içine ekliyoruz. Son olarak tuzunu da ilave ediyoruz. Dilerseniz üzerine nane serperek de servis yapabilirsiniz.

Afiyetle...

13 Ocak 2012 Cuma

Tavuklu Yoğurt Soslu Salata


Herkese merhaba..

Diyet yapanların en büyük yardımcısı salatalardır, insanı gerçekten tok tutar. bu gün size vereceğim tarif diyet yaparken rahatlıkla uygulayabileceğiniz hem sağlıklı, hem lezzetli bir salata.


Malzemeler

Yarım tavuk göğsü
Ice berg
3 dal taze soğan
Tere
Maydanoz
4-5 ince dilim turp
1 su bardağı yoğurt
Tuz
Pul biber
1 tatlı kaşığı zeytin yağı

Tavukları haşlayıp iri parçalara bölüyoruz. Tüm yeşil malzemeyi doğrayıp bir karıştırma kabına alıyoruz. Üzerine tuz, pul biber, yoğurt ve zeytin yağını ekleyip karıştırıyoruz.

Hazır olan salatamızı servis tabağına alıp üzerine tavuklarımızı yerleştiriyoruz ve biraz toz kırmızı biber serpiyoruz.

***Yoğurt ile yenen pul biber metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olacaktır.

Hem hızlı, hem lezzetli, hemde biraz acılı salatanız hazır :)

Afiyetle...

11 Ocak 2012 Çarşamba

Sıcak Şarap

Herkese merhaba...

Pazartesi gününden beri yağan kar sonucu Ankara bembeyaz. Dün bütün gün hiç durmadan yağdı. Bende akşam bir sıcak şarap yapayım dedim, bu beyaz güzelliğe yakışır :)

Bu günlük diyet yemeklere ara verip sizlere soğuk kış günlerinin içleri sıcacık ısıtan bu içeceğinin tarifini veriyorum.


Malzemeler (4 Kişilik)

1 büyük şişe kırmızı şarap (70 cl)
1, 5 portakal ( 1 tanesi bütün, yarım olanı da ikiye bölün)
8 adet karanfil (bütün portakala saplanacaklar)
Yarım limon
1 elmanın kabuğu
3 yemek kaşığı toz şeker
2 adet çubuk tarçın
25 gr kuru üzüm


Bir tencerenin içine üzerine karanfilleri sapladığınız portakalları, dilimlediğiniz yarım portakalı, yarım limonu, elma kabuğu, şarap, şeker, tarçın ve üzüm tanelerini koyun. Dilerseniz 4-5 adet tane karabiberde ekleyebilirsiniz. Ben karabiber alerjim olduğu için koymadım ama siz seviyorsanız deneyebilirsiniz.


 
Tüm malzemeleri koyduğunuz tencereyi ocağa alıyoruz. Orta ateşte ısınmaya bırakıyoruz. Bu sırada bir kaşık yardımıyla şekerin erimesi için ara sıra karıştırıyoruz. 

Sıcak şarap yapımının en önemli noktası asla kaynatmamak! Eğer şarabı kaynatırsanız alkolü uçar gider.

Orta ateşte ısınan şarabımızı en ufak ocağa en düşük ateşe alıyoruz. 20 dakika boyunca tatlar birbirine geçene kadar ocakta tutmaya devam ediyoruz.

20 dakika sonunda sıcak şarabımızın altını kapatıp, ısıya dayanıklı bir bardakta servis edebilirsiniz.

İçinizi ısıtması dileğiyle...

9 Ocak 2012 Pazartesi

Türlü Güveç

Karlı bir Ankara sabahından herkese merhaba :) Dün geceden beri burada kar yağıyor ve halen de yağmaya devam ediyor. Bir de benim evim Ankara'nın yüksek bir yerinde olduğundan şu an manzara gerçekten harika :)

Bu gün sizlere vereceğim tarif hem diyet yaparken rahatlıkla yiyebileceğiniz hemde misafirlerinize bile sunabileceğiniz çok lezzetli bir güveç.

Malzemeler

2 adet patlıcan
2 adet kabak
1-2 adet havuç
1-2 adet patates
1 büyük boy soğan
1,5 su bardağı bezelye
1,5 su bardağı kadar taze fasulye
1,5 yemek kaşığı salça
250-300 gr kuşbaşı et
Tuz

Bu yemek adından da belli olduğu gibi tür tür sebzelerin bir araya gelmesi :) Benim o an evde bu sebzelerim vardı ve ortaya böyle bir karışım çıktı, siz dilerseniz birbirine uyumlu farklı sebzelerde kullanabilirsiniz.

Öncelikle güvecimizi ocağa koyup altı yakıyoruz ve ısınmaya bırakıyoruz. Isındıktan sonra içine 2 yemek kaşığı sıvı yağ koyup küp küp doğranmış soğanlarımızı ekliyoruz. Soğanları biraz kavurunca etimizi de ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.

Bu sırada bütün sebzelerimizi küp küp doğrayıp hazırlıyoruz.

Sebzelerimizi sertlik sırasına göre, en sert sebzeyi önce ekleyerek ve aralarında bir kaç dakika bırakıp malzemeleri ezmeden kavurarak tüm sebzeleri ekliyoruz. Benim seçtiğim sebzelere göre sırasıyla havuç, patates, fasulye, patlıcan, kabak ve bezelye.

Son olarak salçasını, tuzunu ve biraz da su koyuyoruz. Kaynayana kadar altını açık tutuyor, kaynadıktan sonra orta ateşe getirip üzerini alüminyum folyo ile kapatıyoruz.

Bu şekilde türlümüzü pişiriyoruz. Etler güveçte uzun süre de piştiği için isterseniz önceden düdüklüde pişirip ekleyebilirsiniz. 

Afiyetle...


6 Ocak 2012 Cuma

Diyet Kabak Oturtma

Merhabaaa....

İşte yılın ilk haftası bitti bile, bir bakacağız ki bu yıl da bitivermiş. Ben küçükken herkes gibi bir an önce 18 yaşında olmak isterdim ama bir türlü geçmezdi zaman. Bir gün annem dedi ki "18'e kadar yıllar geçmez, sonra bir anda hızlanır. Hele 25'i geçince evlilik, çocuk derken ne olduğunu anlamadan geride kalır yıllar!" O zaman ne demek istediğini anlamamıştım ama şu an gayet iyi anlayabiliyorum :)))

Bu arada blogumun şablonu konusunda hala sıkıntılarım sürmekte. Ben Artister programı kullanarak tema hazırlıyordum ancak anlamadığım şekilde blogger bana gıcıklık yapıyor. İnşallah en kısa zamanda halledebilirim, bu zaman içerisinde görünüm için kusura bakmayın.

Gelelim yeni diyet yemeğimize... Bu tarif diyet olmasına rağmen bizim evdeki etoburlar bile bayılarak yedi :)))


Malzemeler

1 kg kabak
4 adet domates
3 adet sivri biber
1 adet soğan
150 gr kıyma
1 yemek kaşığı domates salçası
Tuz, karabiber
1 yemek kaşığı sıvı yağ

Üzeri için;
Yarım yağlı yoğurt
2-3 diş sarımsak

Kabakları soyup, halka halka kesiyoruz. Bu şekilde hazır olan kabaklarımızı tost makinesinde pişiriyoruz. Hem yağsız, hemde çok lezzetli oluyorlar.

Diğer tarafta geniş bir tavaya bir yemek kaşığı sıvı yağ koyuyoruz. Yemeğimiz diyet unutmayın :) Zaten kıymanın da yağı olduğu için bu yağ yeterli, fazlasına gerek yok. Soğanları ve biberleri ince ince doğrayıp kavuruyoruz.

***Soğanları kavurduğunuz sırada üzerini bir kapakla kapatırsanız, soğanlar sulanacağı için kavurma işlemi az yağ ile de gayet kolay ve başarılı olur.

Soğan ve biberlerimiz yumuşayınca içine kıymamızı da ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Kıymalar kavrulunca küp küp doğranmış domateslerimizi, salçayı, tuz ve karabiberi de ilave ediyoruz. Domatesler pişene kadar ara sıra karıştırarak kaynatıyoruz.

 
Bir borcama kabakların yarısını diziyoruz. Üzerine kıyma karışımını döküp, kabakların kalanını da en üste diziyoruz. Yemeğimizi servis yapmadan önce üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek sunuyoruz.

Afiyetle...

4 Ocak 2012 Çarşamba

Mantarlı Patates Çorbası

Herkese merhaba..

Öncelikle diyet yolculuğum için başarılar dileyen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Bu gün sizlere vereceğim tarif kremalı mantar çorbası yerine geçebilecek nefis bir çorba. Biliyorsunuz çorba diyet yapanlar için vaz geçilmez bir yemek. Hem farklı hem de lezzetli bu çorbayı ben çok severek yedim :)


Malzemeler

4 adet patates
100 gr mantar
Pul biber
1 çay kaşığı zerdeçal
Tuz
Üzeri için maydanoz
Patatesleri soyup, gelişi güzel bir kaç parçaya bölüyoruz. Bir tencereye koyduğumuz patateslerin üzerini örtecek kadar su koyup haşlıyoruz. Patatesler haşlandıktan sonra blender ile eziyoruz.

Diğer taraftan mantarları temizleyip, ince ince dilimliyoruz. Tenceredeki patates püremizin üzerine yaklaşık yarım litre, çorba kıvamına gelinceye kadar su ekliyoruz. Suyumuz kaynayınca mantarları ve baharatları da ilave edip pişiriyoruz. Bu çorbaya pul biber çok yakışıyor.

Çorbamız pişince üzerine kıyılmış maydanoz ekleyip servis yapabiliriz.

Bu çorbanın içinde patates olması sizi korkutmasın. Patates, havuç, mısır gibi yiteceklerin diyet yaparken tüketilmemesi söylenir ama benim doktorum her şeyden uygun ölçülerde yenebileceğini savunuyor :) Ben daha öncede dediğim gibi bir aydır diyet yapıyorum ve patates de havuç da yedim. Ama tabi ki miktarına önem vererek! İnanın bu çorbayı içtim diye kilo verme konusunda bir sıkıntı yaşamadım :) Sonuçta bir öğünde tüm tencereyi içmeyeceksiniz :))))

Afiyetle...

2 Ocak 2012 Pazartesi

Yeni Yıl, Yeni Biz!


Yeni yılın ilk postundan herkese merhaba....

Yeni bir yıla yepyeni umutlarla başlıyoruz. Hepimizin içinde dilekler, istekler... Umarım tüm dilekleriniz gerçek olur!

Aralık ayı boyunca sizlere hep yeni yıl yemekleri anlattım durdum. Ama yeni yıl geldi, yılbaşı gecesi bitti! Umarım hepiniz çok eğlenmişsinizdir. Eminim hepiniz nefis sofralarda, harika yemekler yemişsinizdir :) Ama yeni yılla beraber, bu ay, sizlere yine farklı bir alan üzerinden tarifler vermeyi planlıyorum. Yeni konumuz "Diyet Yemekleri"

Kasımın sonundan beri hayatımda değişiklikler yapmaya karar verdim. Uzun bir süredir bazı dış etkenlerinde etkisiyle oldukça kilo aldım ve bu beni üzüyordu. Aralık ayının ilk haftası itibariyle de hem diyete hem spora başladım. Bir ay içinde aldığım sonuçlar beni daha da şevklendirdi. Uzunca bir süre devam edecek bu yolculuğun bir kısmını da sizlerle geçirmek istiyorum. Eminim aranızda benim gibi diyet yapan yada yapmak isteyen birileri vardır. Başlamak için bu günden iyisini bulamazsınız. Hem pazartesi, hem yılın ilk ayı, hemde yılın başı :)))))

Hazır mıyız kızlarrrrrr!!!! :)))

Öncelikle sizlere ilk tavsiyem imkanınız varsa bir diyetisyene başvurmanız. Bunun için bence her seans için yüzlerce lira ödemenize gerek yok. Ben bir hastanenin diyetisyenine başvurdum ve gayet memnun kaldım. Para verince daha çok kilo verilmiyor bana inanın :)) Mühim olan çoluğa çocuğa yapılan o tatlıları hüpletmeden, kendi diyetinize uygun beslenmek.

Çok iyi biliyorum ki diyet yapmak bazen gerçekten insanı çok zorluyor. Bu konuda en iyi teşvik sonuçları görmek. Kilo verdiğinizi, kıyafetlerin bollaştığını görmek insanı ciddi şekilde motive ediyor. Bunun için de en iyi yardımcı spor!

Ben spor konusunda hayatımda hiç istikrarlı olamadım. Ara ara yaptım bıraktım, bir heves başlayıp, sıkıldım :)) Ama tabi ki kilo verme sürecinde ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bu sefer bu konuda kendime dürüst olup bir yol aramaya karar verdim. İnsan kendini bilir ya, ben bu gün yürüyüşe çıksam yarın üşenirim. En iyisi işi baştan sıkı tutmak dedim! Spor salonları deseniz ateş pahası! Ufak bir araştırma sonunda kendime müthiş bir yer keşfettim.

B-Fit hem spor yapmak, hem çok para harcamamak, hem de sosyal bir ortam içinde bulunmak isteyenler için bire bir! Bu keşfettiğim yer ufak bir salon. İçinde vücudun farklı bölgelerini çalıştıran spor aletleri var. Aynı zamanda antrenörler eşliğinde yine vücudunuzun farklı yerlerini çalıştıran hareketler de yapıyorsunuz. Hem makineler hem antrenörler bir uyum içinde ihtiyacınız doğrultusunda sizi çalıştırıyor. Haftanın 6 günü, her gün yarım saat orada spor yapabiliyorsunuz. 

Ayrıca bu salon sadece kadınlara hizmet veriyor. Kadın kadına spor yapmak ise gerçekten çok eğlenceli oluyor. Spordan sonra çaylar, kahveler :)) Hoş sohbetler, neşeli organizasyonlar, ve dahası... Spor yapmanın ötesinde yepyeni insanlar tanıyıp, yeni bir sosyal çevreye giriyor ve çok hoş paylaşımlarda bulunabiliyorsunuz.

Diyeceksiniz ki, eee... şimdi bu salon çok pahalıdır. İşte en güzel yeri de bu :) Üyelik ücretleri gerçekten çok uygun! Üstelik sıkı çalışıp kilo verenlere hediye olarak ücretsiz 1 ay üyelik veriyorlar mesela :) Hem spor yapıp, hem de eğlenebileceğiniz bu mekandan vaz geçemiyorsunuz ve bu diyet için harika bir yoldaş oluyor!

Benim gibi spordan hiç hoşlanmayan bir insan bile bir gün bile aksatmadan koşa koşa gidebiliyorsa, emin olun işe yarıyordur :)

Şimdi diyeceksiniz ki bu kadar anlattın ama herkes senin yakınında mı yaşıyor da oraya gitsin? Bu B-fit dediğim kuruluş Türkiye'nin neredeyse her yerinde var. Hatta büyük şehirlerde neredeyse her semtte!! Beni takip edenler iyi bilir reklam olaylarına hiç girmem, bu yazımında amacı onların reklamını yapmak değil, sadece benim gerçekten çok fayda gördüğüm bu işten sizlerin de fayda görmesini istemem. Spor yapmayı düşünen, isteyen tüm arkadaşlarıma kesinlikle tavsiye ederim!


Diyete uymak ve spor bu işin temel taşları. Bir de yapmamız ve yapmamamız gereken şeyler var.
  • Her gün mutlaka 8-10 bardak su için. Özellikle yemeklerden 15 dakika önce içtiğiniz bir bardak su midenizi şişiriyor ve yemek sırasında daha hızlı doymanızı sağlıyor.
  • Doktorunuzun size verdiği diyet listesine tamamen uyun ve asla öğün atlamayın.
  • Bir başkasının diyeti size uymayabilir. Herkesin metabolizması, sağlık değerleri farklıdır. En iyi sonucu alabilmek için bir doktora başvurun.
  • Yavaş yavaş, iyice çiğneyerek yemek yiyin.
  • Yemek yerken yemeğinizin tadına, kokusuna, görüntüsüne odaklanın. Bilimsel verilere göre yemek yerken başka bir işle uğraşan insanlar (ör: tv izlemek, gazete okumak) çok daha çabuk acıkıyorlar. Yemek yerken farkındalığınız açık olmalı, yediğiniz her lokmayı sadece mideniz değil, damağınız ve beyniniz de yaşamalı :)
  • Akşam saat 7 den sonra yemek yememeye özen gösterin. Metabolizma bu saatten sonra artık yavaşlıyor. Akşam saatlerinde meyveniz veya doktorunuzun tavsiye ettiği yiyecek dışında başka bir şey yemeyin.
  • Bir davete gittiğinizde yememek imkansız biliyorum. Ama bunu planlayabilirsiniz. Daha çok tuzlulardan ve yarım dilim tercih edin. Bu davet öncesinde ve sonrasında da evinizde çorba ve sebze gibi hafif şeyler yiyerek dengelemeye çalışın. Hayat hep sıkarak geçmez arada sırada da olsa bu tarz günler olacaktır. Çok sıklaştırmadan kendinizi ara sıra rahat bırakın.
  • Alışverişe mutlaka tok karnına çıkın. Ayrıca alışveriş yapmadan önce bir liste hazırlayarak, gereksiz şeyleri almaktan kurtulabilirsiniz. Evet çocuklar için alınan abur cuburlar var ama unutmayın onlar çocuklar için :)))
  • Bir sonraki öğünde ne yiyeceğinizi mutlaka planlayın. Acıktığınız anda bir şeyler hazırlamak sizi yanlış beslenmeye yöneltebilir.
  • Yiyeceğiniz kadar yemeği tabağınıza alın ve onunda doyacağınızı kendinize kabul ettirin. Tabaktaki yemek bittiğinde tencereye uzanmayın! Biraz bekleyin doyacaksınız :) Olmadı salataya hucum :)
  • Ölçülere uyun! 1 kibrit kutusu kadar peynir diyorsa o kadar yiyin, yada 1 kepçe çorba diyorsa en büyük boy kepçeyi aramayın! Bu ölçüler sizin için unutmayın :)
  • Kimse görmeden yediğiniz abur cuburlar da kilo yapıyor, beyaz çikolata da! Siz diyeti kendiniz için yapıyorsunuz unutmayın! Eşinizi, doktorunuzu kandırabilirsiniz, ama onların sizin yemekleriniz ile ilgili kanmaya ihtiyaçları yok! Kendinizi kandırmayın :))
  • Çok sevdiğiniz bir tattan bir parçada yeseniz, hepsini de yeseniz ağzınızda kalan tat ve süresi aynı! Bu yüzden az yemeyi tercih edin, nefsinizi tatmin edip bırakın!

En önemlisi kendinize inanın, vaz geçmeyin, dayanamayıp yediğiniz bir an olunca umutsuzluğa düşmeden devam edin ve kendinize diyet olsun diye hep sıkıcı yemekler pişirmeyin, bu ay beni izleyin hem diyet, hem lezzetli yemekler yiyin :))))

Sevgiler...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...